DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ŞENER:
-''TÜRKİYE'DE KİŞİ BAŞINA MİLLİ GELİR, 2014 YILINDA
8 BİN-8 BİN 500, 2020 YILINDA 12 BİN 200-14 BİN 500
EURO ARALIĞINDA OLACAK''
-''TÜRKİYE'NİN AB'YE ÜYELİĞİNİN ARDINDAN, AB ÜYESİ
VATANDAŞLARIN TAMAMININ CEBİNE PARA GİRMİŞ OLACAK.
KİMSENİN CEBİNDEN İLAVE PARA ÇIKMAYACAK''
(FOTOĞRAFLI)
ANKARA (A.A) - 02.12.2004 - Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Abdüllatif Şener, kişi başına gelirin 2014 yılında 8 bin-8 bin 500,
2020 yılında da 12 bin 200-14 bin 500 euro aralığında olmasının
öngörüldüğünü söyledi.
Şener, ''Türkiye'nin Üyeliğinin AB'ye Muhtemel Etkileri'' konulu
DPT raporunu açıkladığı toplantının ardından, gazetecilerin rapora
ilişkin sorularını yanıtladı.
''Rapora göre, 2014 yılında kişi başına gelir ne olacak?''
şeklindeki soru üzerine Şener, 2004 yılında milli gelirin 241 milyar
euro olduğunu söyledi ve Türkiye'de kişi başına milli gelirin ise 2014
yılında 8 bin-8 bin 500, 2020 yılında 12 bin 200-14 bin 500 euro
aralığında olmasının öngörüldüğünü bildirdi.
Nüfus ile ilgili soru üzerine de Şener, nüfus artışı ile ilgili
rakamların sadece sosyolojik gözlemlere dayandığını belirterek, bu
gözlemlerin dünyanın değişik ülkelerinde de aynı şekilde izlendiğini
kaydetti. Şener, şöyle konuştu:
''Bundan 10 yıl önce Türkiye'nin nüfus artışı farklıdır, 30 yıl
önce farklıdır, bugün nüfus artış hızı farklıdır. Farklılık nüfus
artış hızında gerileme şeklinde gelişmektedir.
Ortaya çıkan sonuçlar bir yasa kuralıdır, bu böyle olacaktır
anlamına gelmiyor. Birtakım analizlere dayanılarak bir bakış açısı
kazandırmak amacıyla yazıldı.''
Şener, ''rapordaki tarihler neye göre baz alındı'' şeklindeki soru
üzerine de, kamuoyunda müzakerelerin 10 yıl sürebileceği ile ilgili
bir beklenti oluştuğunu, bu sürenin resmi ilişkilerde konuşulan
süreler olmadığını belirterek, ancak, kamuoyunun bu tarihleri gündeme
getirmesi nedeniyle 2014 yılının belirlendiğini anlattı. Şener,
2014'ten sonra rakamların nasıl değişeceğini gösterme ihtiyacı
dolayısıyla tam bir yıl bulma nedeniyle 2020 tarihinin belirlendiğini
söyledi.
Şener, 2014 yılının ayrıca AB'nin bundan sonraki bütçe döneminin
başlangıcını oluşturduğunu belirterek, ''Yeni bütçe dönemi, 2014'te
başlayacak ve bunu baz almak uygundur diye düşündük'' dedi.
Türkiye'nin AB'ye üyeliğinin ardından, üye ülke vatandaşlarının
cebinden 5 euro çıkacağına dair haberlerin hatırlatılması üzerine de
Şener, AB üyesi vatandaşların tamamının cebine para girmiş olacağını,
kimsenin cebinden ilave para çıkmayacağını söyledi.
TÜRKİYE'NİN ÜYELİĞİNİN AB'YE ETKİSİ...(2)
-DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ŞENER:
-''2020 YILINDA KADIN VE ERKEKLERDE OKUR-YAZARLIK ORANI
YÜZDE 100 OLACAK. YANİ NÜFUSUN TAMAMI OKUR-YAZAR OLACAK''
-TÜRKİYE'NİN AB BÜTÇESİNE GETİRECEĞİ NET MALİYET 2014'DE
5.9-7.9 MİLYAR EURO, 2020'DE İSE 6.5-10 MİLYAR EURO
ARALIĞINDA OLACAĞI TAHMİN EDİLİYOR''
-''NÜFUSUMUZ 2020 YILINDA 85 MİLYONA, 2050 YILINDA
İSE 97 MİLYONA ULAŞACAK''
-''TÜRKİYE HAKKINDA VERİLECEK KARAR, AB'NİN ŞU ANA
KADAR UYGULAMIŞ OLDUĞU POLİTİKALAR VE İLKELER AÇISINDAN
KENDİSİNİ NİTELENDİRMEDE YENİ BİR FOTOĞRAFI DÜNYA
KAMUOYU ÖNÜNE KOYACAK''
(FOTOĞRAFLI)
ANKARA (A.A) - 02.12.2004 - Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Abdüllatif Şener, 2020 yılında kadın ve erkeklerde okur-yazarlık
oranının yüzde 100 olacağını belirterek, ''Yani, nüfusun tamamı
okur-yazar olacak'' dedi.
Şener, Yeni Başbakanlık Binası'nda düzenlediği basın toplantısında
DPT tarafından hazırlanan ''Türkiye'nin üyeliğinin AB'ye muhtemel
etkileri'' konulu raporu açıkladı.
Başbakan Yardımcısı Şener, 2000 yılında kadınlarda yüzde 78.3,
erkeklerde yüzde 94.5 olan okuryazar oranının, 2020 yılında kadın ve
erkeklerde yüzde 100 olacağını kaydetti. Şener, 2000 yılında yüzde 25
olan mesleki ve teknik eğitimde okullaşma oranının 2020 yılında yüzde
50'lerin üzerine çıkacağını belirterek, şunları kaydetti:
''2000 yılında yüzde 29 olan yüksek öğretimde okullaşma oranı,
2020 yılında yüzde 49.5'e çıkacağı tahmin edilmektedir. Bu içinde yer
alacağımız AB ekonomisi için önemli bir potansiyel oluşturacaktır.
Bütün bu gelişmeler sonucunda nitelikli işgücünün toplam işgücüne
oranının hızla artması beklenmektedir. Buna paralel olarak, ekonomik
yapıda dönüşecektir. 2004 yılında toplam istihdam içinde yüzde 33 olan
tarım sektörü payı muhafazakar bir tahminle 2020 yılında yüzde 20'ye
gerileyecektir. Aynı süreç içinde sanayinin de hizmetlerin toplam
istihdam içindeki payı artacak.''
Türkiye'nin AB'ye üyeliği halinde ortak tarım politikası ve
yapısal fonlardan yararlanacağını hatırlatan Şener, yapılacak katkı
düşüldükten sonra Türkiye'nin AB bütçesine getireceği net maliyetin
2014 yılında yaklaşık 5.9-7.9 milyar euro, 2020 yılında ise 6.5-10
milyar euro aralığında olacağının tahmin edildiğini söyledi.
Şener, AB gençlik ve eğitim fonları çerçevesinde 5 yıl içersinde
toplam 20 bin öğrenci, 4 bin 500 öğretim görevlisi değişimi
öngördüklerini kaydetti. Şener, değişim programı çerçevesinde
Türkiye'den Avrupa üniversitelerine 496 öğrenci ve 182 öğretim
görevlisinin gittiğini, Avrupa'dan da 5 öğretim görevlisinin ve 56
öğrencinin Türkiye'ye geldiğini söyledi.
-TÜRKİYE'NİN NÜFUS ARTIŞ HIZI DÜŞECEK-
Türkiye'nin nüfusunun Avrupa'da bazı kesimlerce endişe edilen
düzeyde bir artış göstermeyeceğini belirten Şener, yapılan
projeksiyonlara göre nüfusun 2020 yılında 85 milyona, 2050 yılında ise
97 milyona ulaşacağını, bu tarihten sonra ise AB ülkelerinin bir
çoğunda yaşanan düşme trendinin Türkiye'de de yaşanacağına işaret
etti.
-HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ VE AVRUPA İLKELERİ-
Şener, Helsinki Zirvesi'nde diğer aday ülkelerle eşit şartlarda
AB'ye aday ülke olarak kabul edilmesi nedeni ile nihai amacı tam
üyelik olan ilişkilerin 17 Aralık Zirvesi'nde oturacağı zeminin AB'nin
temel ilkelerinden biri olan hukukun üstünlüğü açısından kendi
fotoğrafını vereceğini kaydetti.
Başbakan Yardımcısı Şener, şöyle devam etti:
''Türkiye'nin diğer aday ülkelerle farklı ya da aynı zemine
oturması, bu fotoğrafı bozacak ya da daha netleştirecektir. 17 Aralık
Zirvesi'nde ortaya çıkacak sonuç veya karar, öncelikle AB'nin hukuki
niteliğini etkileyecektir. Türkiye hakkında verilecek karar AB'nin şu
ana kadar uygulamış olduğu politikalar ve ilkeler açısından kendisini
nitelendirmede yeni bir fotoğrafı, dünya kamuoyu önüne koymuş
olacaktır.''
-AB-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ VE KARŞILIKLI YARAR-
Türkiye'nin Kopenhag Kriterleri ile ilgili yaptığı düzenleme ve
uygulamaların demokrasinin yerleşmesi ve bilincinin yaygınlaşması
açısından önemine değinen Şener, Türkiye tarafından son dönemde
gerçekleştirilen reformların AB nezdinde olumlu yansımaları olduğunu
kaydetti.
Türkiye-AB ilişkilerinin karşılıklı yarar çerçevesinde
değerlendirilmesi gerektiğini belirten Şener, şöyle devam etti:
''Eğer ortada bir pasta varsa, bu pasta herkes için büyüyecektir.
Sadece olayı Türkiye açısından düşünmek, sadece AB açısından düşünmek
sağlıklı değildir. Bu rapor gerçekçi bir rapordur, objektiftir. Ayrıca
Avrupa'da bazı muhalif çevrelerin iddialarının aksine ülkemiz AB
bütçesi üzerinde abartıldığı ölçüde bir yük oluşturmayacaktır.''
Şener, raporun hukuki, siyasi, ekonomik ve sosyal-kültürel olmak
üzere 4 ayrı perspektifte değerlendirmeyi içerdiğini anlatırken,
Ortaklık Rejimi'nin nihai hedefinin tam üyelik olduğunu söyledi.
Türkiye'nin GB ile mevzuat uyumunu gerçekleştirdiğini vurgulayan
Şener, Kopenhag Siyasi Kriterleri'nin yerine getirildiğini, bu
çerçevede hukukun üstünlüğü düşünüldüğünde, AB'nin temel ilkelerinden
biri olduğu dikkate alındığında, 17 Aralık'ın ayrıca değerlendirilmesi
gerektiğini söyledi.
-SİYASİ KRİTERLERDE KRİTİK EŞİK AŞILDI-
Şener, hükümetini Kopenhag siyasi kriterlerini karşılamak
amacıyla, katılımcı demokrasi, hukukun üstünlüğü, temel hak ve
özgürlüklere saygıyı esas alarak önemli reformlar gerçekleştirdiğini,
ve bu konularda pek çok yasa ve anayasal değişiklikler yaptığını
kaydetti.
9 ayrı uyum paketi ile çok sayıda yasal ve anayasal düzenleme
yapıldığını anlatan Şener, sonuç olarak Kopenhag Siyasi Kriterleri'nin
karşılanması konusunda kritik eşiğin aşıldığını kaydetti.
-AB'NİN KÜRESEL GÜÇ OLMASINA, TÜRKİYE'NİN KATKISI-
Türkiye'nin AB'ye üyeliğinin, AB'nin küresel güç olmasına önemli
katkılar sağlayacağına işaret eden Şener, Türkiye'nin Balkan ve Kafkas
ülkeleri ile işbirliği ve İslam dünyası ile bağlarının AB'nin küresel
güç olma hedefine yaklaşmasına katkı sağlayacak unsurlar olduğunu
bildirdi.
Şener, Türkiye'nin AB'nin ortak dış ve güvenlik politikasının
derinleşmesine ve güç kazanmasına da hizmet edeceğini anlatarak,
Türkiye'nin AB'ye üyeliğinin son dönemlerde insanları tehdit eden
terörizmle mücadele konusunda da katkı sağlayacağını söyledi.
Abdüllatif Şener, demokratikleşme ve ekonomik gelişme ekseninde
yeni açılımların yapılmaya çalışıldığı bir ortamda, AB tecrübesi ve
Türkiye'nin oluşturacağı sinerjinin Avrupa ve çevresi başta olmak
üzere tüm dünyada barış ve istikrara katkıda bulunacağını kaydetti.
-MÜSLÜMAN TOPLUMLAR VE DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNE KATKI-
Türkiye'nin AB'ye üyeliğinin Müslüman toplumların demokratikleşme
sürecinde yol göstermesi anlamında rol oynayacağını vurgulayan Şener,
halkın çoğunluğu Müslüman olan demokratik, laik bir hukuk devleti ile
Türkiye'nin AB içinde yer almasının ön yargıların kırılmasına ve
diyalog ortamının oluşmasına katkıda bulunacağını söyledi.
Şener, 17 Aralık 2004 tarihinde yapılacak zirvede, AB ülkeleri
devlet ve hükümet başkanlarının Türkiye'nin üyeliği süreci
müzakerelerinin başlatılması konusundaki gündem hakkında bir karar
vereceklerini hatırlattı.
AB konusunda gerçekçi bir bakış açısına ihtiyaç bulunduğunu ifade
eden Şener, ''Bu nedenle DPT, konuyu inceledi ve bir rapor hazırladı.
Rapor Türkiye'nin AB'ye etkilerini inceliyor. AB'nin Türkiye'ye
etkileri ise özü itibariyle raporun kapsamı dışındadır'' diye konuştu.
TÜRKİYE'NİN ÜYELİĞİNİN AB'YE ETKİLERİ RAPORU...
-BAZ SENARYOYA GÖRE, TÜRKİYE'DE İŞSİZLİĞİN 2014'DE
YÜZDE 9.5'E, 2020 YILINDA İSE 8.6'YA DÜŞMESİ BEKLENİRKEN,
YÜKSEK SENARYOYA GÖRE, 2014'DE YÜZDE 7.3'E, 2020 YILINDA
İSE YÜZDE 5.4'E DÜŞMESİ BEKLENİYOR
-TÜRKİYE'NİN AB GSYİH'YE ETKİSİ 2014-2020 DÖNEMİNDE BAZ
SENARYOYA GÖRE 129 MİLYAR EURO, YÜKSEK SENARYOYA İSE
386 MİLYAR EURO OLMASI ÖNGÖRÜLÜYOR
-2004'DE YÜZDE 33.2 OLAN TARIMDA ÇALIŞAN NÜFUSU 2014'DE
YÜZDE 26.5'E, 2020 YILINDA İSE YÜZDE 21'E GERİLEYECEK
ANKARA (A.A) - 02.12.2004 - DPT'nin hazırladığı Türkiye'nin
Üyeliğinin AB'ye Etkileri konulu rapordaki baz senaryoya göre,
Türkiye'de işsizliğin 2014'de yüzde 9.5'e, 2020 yılında ise 8.6'ya
düşmesi beklenirken, yüksek senaryoya göre, 2014'de yüzde 7.3'e, 2020
yılında ise yüzde 5.4'e düşmesi bekleniyor.
Rapora göre, Türkiye'nin AB Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'ya (GSYİH)
etkisi 2014-2020 döneminde baz senaryoya göre etkisi yüzde 0.1 kabul
edildiğinde 129 milyar euro, yüksek senaryoya göre etkisi yüzde 0.3
kabul edildiğinde ise 386 milyar euro olması öngörülüyor.
İstihdamın sektörel dağılımı çerçevesinde tarımın istihdamdaki
yerine bakıldığında, 2004'de yüzde 33.2 olan tarımda çalışan nüfus,
2014'de yüzde 26.5'e, 2020 yılında ise yüzde 21'e gerileyecek.
Sanayide ise istihdam 2014 yılında yüzde 19, 2020 yılında yüzde
21, hizmet sektöründe de 2014 yılında 54.3, 2020 yılında yüzde 58
olması öngörülüyor.
-BÜYÜME-
Baz senaryoya göre Türkiye'de 2004'de yüzde 9.6 olarak öngörülen
GSYİH büyüme oranının, 2007 yüzde 5.1, 2014'de yüzde 6.4, 2020'de 6.4,
2004-2020 döneminde ise ortalama yüzde 6.2 olarak tahmin ediliyor.
Türkiye karar alma mekanizmalarında üye olduğunda 5 büyük ülkeden
biri olacak, parlamentoda güçlü olarak temsil edilecek, konseyde oyu
Almanya, Fransa İngiltere ve İtalya ile eşit düzeyde olacak.
Türkiye AB'ye üye olduğunda AB parlamentosunda 80 üye ile temsil
edilecek, AB Konseyi'nde ise 28-29 oya sahip olacak.
-AB'DE MÜSLÜMAN-HIRİSTİYAN UYUMU-
Fransa'da 5 milyon, Almanya'da 3.4 milyon, İngiltere'de 1.5
milyon, Hollanda'da 500 bin nüfusun bulunduğu belirtilen raporda, AB
ülkelerinde toplam 14 milyon civarında Müslüman nüfus bulunduğu
kaydedildi.
Raporda, AB'nin bir Hıristiyan kulübü kabul edilerek dışlanmasının
Müslüman ve Hıristiyan nüfus arasındaki uyuma zarar vereceğine de
dikkat çekiliyor.
